7 Ağustos 2009 Cuma

Sistem Oturuyor

Son iki haftadır söylediğim gibi, elbette bu maçlar bir ölçüt değil. Takımlar önce hazırlıksız yakalandı, sonrasında ise rakipler pek dişli çıkmadı..

Galatasaray yedeklerinden kurulu kadrosu ile Avrupa liginde tarihi bir skor kazandı.


Ali Sami Yen’de aslar yoktu belki ama yarım düzine gol vardı. Rijkaard’ın sahaya sürdüğü ilk on bir, maçtan bir gün önce birilerinin kulağına gitse muhtemelen teknik adamın sonunu getirirlerdi.

Artık Galatasaray’ın dahi ümit etmekten vazgeçtiği Aydın – geçen hafta da söylediğim gibi- Rijkaard’ın ellerinde yeniden doğuyor adeta. Dün akşamki maçta sol açıkta olması sürpriz olmuştu. Fakat asıl sürprizi Aydın’ın maç performansıydı. Yaptığı ortalar ve ileri koşularıyla maçın temposunun yüksek kalmasını sağlayan oyunculardan biriydi. Bir yılı suskun geçiren Nonda ise adeta küllerinden doğarak hat-trick yaptı. Elbette bu maç Nonda’nın ilk on birdeki yerini garantilemeyecek fakat moralini yükseltip kendine güvenini geri getireceği açık. Zaten Rijkaard’ın geldiğinden beri yapmaya çalıştığı şey bu. Rakip karşısına her zaman kendine güvenen bir on sekiz ile çıkmak istiyor. Ancak bu şekilde gerek asları gerekse yedek kulübesi ile ligin en iyisi olabileceğinin farkında.

Galatasaray dün akşam rakibi karşısındaki ezici üstünlüğünü keyif veren bir futbolla sağladı. Hem de Galatasaray’ın en önemli silahlarından yoksun haliyle bir nevi yedek kulübesiyle bunu başardı. Takımın geçtiğimiz sezon şampiyonluktan kopmasının temelinde, yaşadığı kronik sakatlıklar ve bunun sonucunda yaşadığı kadro sıkıntısı, kulübede maçın gidişatını değiştirebilecek “kumaşı iyi” futbolcu eksikliği yatıyordu. Fakat görünen o ki Galatasaray bu sorunu – Rijkaard’ın doğru oyuncu analizleri ve çalışmalarıyla- çözmüş durumda.

En başta da dediğim gibi, rakibi göz önüne aldığımızda futbol açısından bir kıstas değildi bu maç. Lakin avantajlı bir skora sahip olmasına rağmen seyircisine keyif vermek için oynayan bir Galatasaray vardı sahada. Yani geçen yıl taraftarın hasret kaldığı o “ ruhun” geri dönüşü açısından önemli bir yere sahipti maç..


Galatasaray deplasmanda aldığı 4-1 ile zaten turu garantilemişti. Fakat kendi evinde tur sevincini taçlandırmayı seçti. Uzun bir aranın ardından Galatasaray oynadığı oyunla seyircisine zevk verdi.. Taraftarın bir türlü sevemediği mor formalarına rağmen..

Antrenman havası…

Fenerbahçe’de ise durum tam aksi doğrultudaydı..

Gerek evinde kazandığı 5-1’in rehaveti gerekse Macar takımının seyircisiz oynaması sonucunda tam bir antrenman maçı havası hakimdi karşılaşmada. Zaten bu havayı oyuncuların biraz da laubali hareketlerinden anlamak mümkündü. Ancak her şeye rağmen futbolcular ve teknik ekip haftasonu oynanacak Denizlispor deplasmanı için kendilerini zorlamama düşüncesindeydi.

Yeni transferlerden Cristian. sakin ve ne yapacağını bilen bir görüntüde. Andre Santos ise biraz tribünlere oynayan oyuncu havasında ama gün geçtikçe üzerine katacağını düşünüyorum, zaten golü daha fazla düşünmesi takımın hücum gücüne olumlu bir katkı sağlayacak gibi.

Bu maç hakkında fazla konuşmaya gerek yok, Fenerbahçe rahat bir karşılaşma oynadı ve turu kaptı. Ancak kafamı kurcalayan bir konu var. O da defansın göbeğinde bariz bir sıkıntının olduğu. Bilica çok fazla yerini kaybederek oynuyor. Bu belki zayıf takımlar karşısında fazla sorun olmayacaktır, ancak güçlü rakipler bu hataları affetmez. Daum’un da geçen maç bu konu hakkında serzenişlerini dinlemiştik zaten. O yüzden acil bir müdahale şart. Ali Bilgin ise verilen şansı yine iyi kullanamadı. Zaten kendisi bu gidişle futbolu unutacak gibi, gerçekten yazık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Futbol Bloglarini Takip Edin