30 Nisan 2009 Perşembe

Manchester United 1-0 Arsenal


Dün gece Old Trafford'da İngilizlere yakışır bir derbi bu sefer Şampiyonlar Ligi hedefi için yapıldı. Maç içinde iki takım da temkinli olmasına rağmen, avantajlı skoru daha çok isteyen Manchester United, ilk dakikalarda kurduğu baskının meyvesini 17.dakikada aldı. John O'Shea'ın ayağından gelen golle iyice cesaretlenen ev sahibi ekip, büyük uğraşlarına rağmen skor tabelasını bir kez daha değiştiremedi ve mücadele 1-0 sonuçlandı. Maçtan akıllarda kalan en önemli noktaysa, 68.dakikada direkten döndüğüne herkesin hayıflandığı Cristiano Ronaldo klasiği şut oldu.

28 Nisan 2009 Salı

Barcelona 0-0 Chelsea


Camp Nou'da gözler süperstarların üzerindeydi ancak beklendiği gibi bol pozisyon ve gol içeren bir maç olmadı. Buna rağmen hepimiz bir kez daha futbola doyduk. Stadı dolduran 92.000 kişi, Messi, Ballack, Lampard, Xavi gibi yıldızlar bir kez daha futbolseverlerin takdirini toplarken, üzücü görünen tek olay, Barça tribünlerindeki "Catalonia none Espana " ( Katalonya, İspanya değildir ) pankartı oldu.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Ersun Yanal'la buraya kadar...


Trabzonspor, Karadeniz'e özgü fevri karar alışkanlığını devam ettirdi ve Ersun Yanal'la yollarını ayırdı. Başkan Sadri Şener her ne kadar ""Kendisiyle karşılıklı olarak görüştük ve böyle bir karar aldık. Yarın Asbaşkanımız ile Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde bir basın toplantısı düzenleyecekler, kararı kamuoyuna açıklayacaklar" dese de Ersun Yanal'ın bu karara uymak zorunda kaldığını düşünenlerin sayısı az değil. Sanki tek taraflı bir düşünce, her zaman olduğu gibi Sadri Başkan'ın dilinde, "karşılıklı anlaşma" olarak kelimelere döküldü.

Çıkan oyuncu Cisse, giren oyuncu Fink...


Beşiktaş, yeni sezon için Eintracht Frankfurt'un en istikrarlı oyuncularından biri olan Fink ile anlaştığını borsaya bildirdi. Yıllık 1.2 milyon Euro alacak Alman futbolcunun bonservis bedeli de yok. Buraya kadar herşey oldukça iyi. Çünkü Fink, kendisini Almanya'da ispatlamış, hemen hemen her maç sahada olabilecek düzeyde profesyonel ve lider özelliklere sahip bir oyuncu. Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş, yeni bir Ernst buldu diyebiliriz. Sezon bitmeden böyle bir transfer mutlaka olumlu ama kadroya dönüp baktığımızda işler değişiyor. Sivok artık bir Beşiktaşlı, Ernst için zaten söylenecek söz yok, Delgado kaptan, Bobo takımda gelecek vaad eden en önemli oyuncu, Tello'yu göndermek aptallık olur, Holosko farklı özellikleri olan bir isim, Zapo gitse bile yerine bir defans alınır; kim kaldı ? Fink'in mevkidaşı Cisse.
En doğru iş olur Cisse'yi göndermek, beklenen düzeye bir türlü çıkamayan, narin oynamakla hep eleştirilen Fransız futbolcu Beşiktaş'a uymadı. Bu açık. Ancak, ligin bitmesine yalnızca 5 hafta kala, en önemli maçlarına çıkacak Beşiktaş'ın, Fink ile anlaştığını açıklaması ne kadar doğru ? Yanlış anlaşılmasın, Fink'le sözleşme imzalanması demiyorum, "basına açıklanması" diyorum. Cisse'yi kaybetmek değil midir bu ? Tamam narin oynuyor, uymadı falan ama Cisse aptal mı ? O anlamıyor mu biletin kendisine kesildiğini ?
Mustafa Denizli ile kabuk değiştiren, düzene giren Beşiktaş, Tello başarısından sonra benzer bir transfer yapıyor ama onu bile tam beceremiyor. EE demek ki Sayın Başkan, dünya kulübü olmak için biraz daha dikkatli olmak gerekiyor...

26 Nisan 2009 Pazar

Yüzde 51


Mustafa Denizli’nin Beşiktaş’ın başına geldiği ilk günlerde verdiği 26. hafta kehanetleri, üç hafta rötarlı olsa da gerçekleşmiş durumda..
Beş şampiyon adayıyla başlayan 29. haftanın sonunda sadece iki takım kaldı yarışın içinde; Sivasspor ve Beşiktaş..

Bir tarafta şehrin ve camianın birbirine kenetlendiği inancın temsilcisi Sivasspor, diğer tarafta tecrübenin temsilcisi, 2009 yılının en flaş takımı Beşiktaş.. İki takımın da seyircisi, başkanı, medyası, oyuncusu, teknik patronu temsil ettiği değerleri yansıtmakta..

Artık Denizli’nin o çok sevdiği tabirle şans yüzde 51, ama asıl önemli olan 51’lik dilime hangisinin daha yakın olduğu?..

Uzun zamandır şampiyonluğa hasret kalan Beşiktaş, zirveye bu kadar yaklaşmışken kupayı kaçırmak istemiyor. Mustafa Denizli'nin hedefi zaten 3 büyük takımı şampiyon yapan tek Türk teknik direktör olarak tarihe geçmek.. Takımla birlikte kendisinin de ayrı bir motivasyon içine girdiği görülüyor.. Heyecanı, maçı oyuncularıyla yaşaması artı bir değer katıyor Beşiktaş'a.. Fikstüründeki en zorlu deplasman olan Eskişehirspor maçını, rakibin eksikleri ve formsuz futbolu sayesinde kazasız atlattılar.. Önümüzdeki hafta da cezalıları ve sakatlarıyla, on bir çıkarmakta zorlanan Fenerbahçe’yi konuk edecekleri derbinin favorisi durumundalar.. Zaten kalan maçların pek önemi yok gibi.. Büyük ya da küçük, işin içine stres ve heyecan girdikten sonra iyi futboldan çok iki takımda sonuca gitmenin yollarını arayacak elbet..

Sivasspor ise artık “gönüllerin şampiyonu” değil, Türkiye liginde şampiyon olan beşinci takım olarak tarihe geçmek istiyor. Bu haftaya kadar şampiyonluğun en güçlü adaylarından olan Trabzonspor karşısındaki performansıyla Sivasspor hem rakibine havlu attırdı hem de pozitif futboluyla rahat bir nefes almış oldu..

Sivasspor geçen sene tecrübesizliğin etkisiyle şampiyonluğu Fenerbahçe ve Galatasaray arasında kalarak kaybetti.. Ancak bu sene durumlar farklı; hem karşısında tek bir rakip var, hem de geçen seneden kazandıkları bir tecrübe var.. Geçen yıl büyük maçları kaybeden Sivasspor bu sezon büyükler karşısında mağdur duruşuyla kazanamayacağını öğrenmiş bir şekilde sahaya çıktı ve özellikle de kendi evindeki maçları kayıpsız atlattı.. Ayrıca kalan maçlarda şampiyonluktaki rakibiyle karşı karşıya gelmeyecek, hem puan hem de averaj açısından da avantajlı durumda..

Beşiktaş şampiyon olsa da olmasa da Mustafa Denizli ile ilgili kararını şimdiden vermesi gerekiyor.. Takıma çok ayrı bir hava kattığı kesin.. Belki de Yıldırım Demirören'in başkanlık dönemi içinde verdiği en doğru karardır Mustafa Denizli..

Sivasspor ise bu sene son şansını kullanıyor olabilir.. Çünkü gelecek sene bazı oyuncularını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa aynı havayı yakalaması biraz zor olur..

20 Nisan 2009 Pazartesi

La Bombonera'da kavga çıkmadı...


Dünyanın en önemli derbilerinden Boca - River maçında, futbolseverler son derece keyif aldılar. Palermo'nun mükemmel golüne, her yıl Galatasaray'la adı anılan Gallardo güzel bir frikikle cevap verdi. Maçta kimse kimseye kafa atmadı, kavga çıkmadı ve muhtemelen ceza da gelmeyecek. Diğer büyük derbi kahramanlarına duyurulur !!!

Bunu biliyor muydunuz Sayın Başkan ?


104 yıllık Galatasaray tarihinde ilk kez ceza alan başkan olduğunuzu ? ( 45 günlük hak mahrumiyeti )
 
Futbol Bloglarini Takip Edin