mustafa denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mustafa denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Yüzde 51 Beşiktaş



Beşiktaş, sezon başından beri süre gelen “ ilk altı takımı yenememe” zincirini Galatasaray derbisiyle kırmış oldu. Tabi bunu salt bir Beşiktaş başarısı olarak görmek ne kadar doğru olur, orası muamma..

Geçtiğimiz hafta oynanan kupa maçının ardından yaptığım “ bu maçı Denizli kazanmadı, Aragones kaybetti.” Yorumunu bu kez Galatasaray için uyarlayacağım. Sanırım maçı izleyen herkes de benimle hem fikirdir.

Derbi öncesi genel kanı, “ bu sefer favori kazanacak.” yönündeydi.. Evet, sonuç olarak kimse tahmininde yanılmadı ve beklendiği gibi derbinin galibi ev sahibi oldu. Fakat, herkesi şaşırtan Galatasaray’ ın sergilediği futbol oldu. Sanırım Galatasaray bu sezonun en iyi performanslarından birini sergiledi, eminim ki bir çok Galatasaray taraftarının aklından “ bir sezon nerdeydiniz” sorusu geçmiştir.. Bir ara maç 2 hafta önce oynanan Beşiktaş - Fenerbahçe karşılaşmasının kopyası görüntüsündeydi. topla daha çok oynayan, pozisyonlara giren yine konuk takımdı.. Hatta Milan Baros girdiği pozisyonlarda Guiza gibi Rüştü’nün üzerinden aşırtmayı denese Galatasaray güle oynaya kazanacaktı. Duran topta adam paylaşımı konusundaki yanlışlara ek olarak, ikinci golde yine bireysel bir hatadan dolayı yaşanan talihsizlik eklenince iyi oynadığı bir oyunu kaybetti Galatasaray.


Bülent Korkmaz göreve geldikten sonra, gol yollarında yaşanan kısırlıktan muzdarip olan Galatasaray belki de bu süreçteki en ofansif oyununu ortaya koydu. Fakat kaçan gol fırsatlarının üstüne bir de sakatlıklardan dolayı gerçekleşen zorunlu rotasyonların eklenmesi takımı üç puandan etti. Mehmet Topal’ın kendi mevkisindeki başarısı bilinen bir gerçek fakat sahanın farklı alanlarına duyduğu yabancılık ve bunun getirdiği acemilik takımı olumsuz yönde etkiliyor. Tabi mecburiyet yüzünden kimse kimseyi eleştiremez, bu noktada da gerek Bülent Korkmaz kadroyu kullanış biçimiyle, gerekse Mehmet Topal saha içindeki çabasıyla ellerinden geleni yaptılar.

Şampiyonluk yolunda en önemli maç olan bu derbi de Beşiktaş ‘ın futbolu hakkında çok şey söyleyebileceğimi sanıyordum fakat şampiyonluk stresine iyice giren Beşiktaş İnönü ‘de adeta sahadan silindi.. Beşiktaş artık yolun sonuna gelmesine karşın halen stres altında oynama konusunda bekleneni veremiyor. Bunda en önemli sebeplerden biri de uzun süredir şampiyon olamamanın verdiği sıkıntı. Hedefe bu kadar yaklaşmış olmanın yarattığı heyecan, siyah beyazlı futbolcuları profesyonel ruhtan uzaklaştırıp, sahada hiç beklenmedik derecede acemice hatalar yapmalarına sebep oluyor.. Bu durumda, her ne kadar son haftaya girildiğinde en büyük avantaja sahip takım Beşiktaş gibi görünse de hala lig bitmiş değil. Son hafta şampiyonu stresin ve şansın belirleyeceği göz önüne alındığında, Denizli’nin de söylediği gibi; yüzde 51 Beşiktaş..




27 Nisan 2009 Pazartesi

Çıkan oyuncu Cisse, giren oyuncu Fink...


Beşiktaş, yeni sezon için Eintracht Frankfurt'un en istikrarlı oyuncularından biri olan Fink ile anlaştığını borsaya bildirdi. Yıllık 1.2 milyon Euro alacak Alman futbolcunun bonservis bedeli de yok. Buraya kadar herşey oldukça iyi. Çünkü Fink, kendisini Almanya'da ispatlamış, hemen hemen her maç sahada olabilecek düzeyde profesyonel ve lider özelliklere sahip bir oyuncu. Mustafa Denizli önderliğindeki Beşiktaş, yeni bir Ernst buldu diyebiliriz. Sezon bitmeden böyle bir transfer mutlaka olumlu ama kadroya dönüp baktığımızda işler değişiyor. Sivok artık bir Beşiktaşlı, Ernst için zaten söylenecek söz yok, Delgado kaptan, Bobo takımda gelecek vaad eden en önemli oyuncu, Tello'yu göndermek aptallık olur, Holosko farklı özellikleri olan bir isim, Zapo gitse bile yerine bir defans alınır; kim kaldı ? Fink'in mevkidaşı Cisse.
En doğru iş olur Cisse'yi göndermek, beklenen düzeye bir türlü çıkamayan, narin oynamakla hep eleştirilen Fransız futbolcu Beşiktaş'a uymadı. Bu açık. Ancak, ligin bitmesine yalnızca 5 hafta kala, en önemli maçlarına çıkacak Beşiktaş'ın, Fink ile anlaştığını açıklaması ne kadar doğru ? Yanlış anlaşılmasın, Fink'le sözleşme imzalanması demiyorum, "basına açıklanması" diyorum. Cisse'yi kaybetmek değil midir bu ? Tamam narin oynuyor, uymadı falan ama Cisse aptal mı ? O anlamıyor mu biletin kendisine kesildiğini ?
Mustafa Denizli ile kabuk değiştiren, düzene giren Beşiktaş, Tello başarısından sonra benzer bir transfer yapıyor ama onu bile tam beceremiyor. EE demek ki Sayın Başkan, dünya kulübü olmak için biraz daha dikkatli olmak gerekiyor...

26 Nisan 2009 Pazar

Yüzde 51


Mustafa Denizli’nin Beşiktaş’ın başına geldiği ilk günlerde verdiği 26. hafta kehanetleri, üç hafta rötarlı olsa da gerçekleşmiş durumda..
Beş şampiyon adayıyla başlayan 29. haftanın sonunda sadece iki takım kaldı yarışın içinde; Sivasspor ve Beşiktaş..

Bir tarafta şehrin ve camianın birbirine kenetlendiği inancın temsilcisi Sivasspor, diğer tarafta tecrübenin temsilcisi, 2009 yılının en flaş takımı Beşiktaş.. İki takımın da seyircisi, başkanı, medyası, oyuncusu, teknik patronu temsil ettiği değerleri yansıtmakta..

Artık Denizli’nin o çok sevdiği tabirle şans yüzde 51, ama asıl önemli olan 51’lik dilime hangisinin daha yakın olduğu?..

Uzun zamandır şampiyonluğa hasret kalan Beşiktaş, zirveye bu kadar yaklaşmışken kupayı kaçırmak istemiyor. Mustafa Denizli'nin hedefi zaten 3 büyük takımı şampiyon yapan tek Türk teknik direktör olarak tarihe geçmek.. Takımla birlikte kendisinin de ayrı bir motivasyon içine girdiği görülüyor.. Heyecanı, maçı oyuncularıyla yaşaması artı bir değer katıyor Beşiktaş'a.. Fikstüründeki en zorlu deplasman olan Eskişehirspor maçını, rakibin eksikleri ve formsuz futbolu sayesinde kazasız atlattılar.. Önümüzdeki hafta da cezalıları ve sakatlarıyla, on bir çıkarmakta zorlanan Fenerbahçe’yi konuk edecekleri derbinin favorisi durumundalar.. Zaten kalan maçların pek önemi yok gibi.. Büyük ya da küçük, işin içine stres ve heyecan girdikten sonra iyi futboldan çok iki takımda sonuca gitmenin yollarını arayacak elbet..

Sivasspor ise artık “gönüllerin şampiyonu” değil, Türkiye liginde şampiyon olan beşinci takım olarak tarihe geçmek istiyor. Bu haftaya kadar şampiyonluğun en güçlü adaylarından olan Trabzonspor karşısındaki performansıyla Sivasspor hem rakibine havlu attırdı hem de pozitif futboluyla rahat bir nefes almış oldu..

Sivasspor geçen sene tecrübesizliğin etkisiyle şampiyonluğu Fenerbahçe ve Galatasaray arasında kalarak kaybetti.. Ancak bu sene durumlar farklı; hem karşısında tek bir rakip var, hem de geçen seneden kazandıkları bir tecrübe var.. Geçen yıl büyük maçları kaybeden Sivasspor bu sezon büyükler karşısında mağdur duruşuyla kazanamayacağını öğrenmiş bir şekilde sahaya çıktı ve özellikle de kendi evindeki maçları kayıpsız atlattı.. Ayrıca kalan maçlarda şampiyonluktaki rakibiyle karşı karşıya gelmeyecek, hem puan hem de averaj açısından da avantajlı durumda..

Beşiktaş şampiyon olsa da olmasa da Mustafa Denizli ile ilgili kararını şimdiden vermesi gerekiyor.. Takıma çok ayrı bir hava kattığı kesin.. Belki de Yıldırım Demirören'in başkanlık dönemi içinde verdiği en doğru karardır Mustafa Denizli..

Sivasspor ise bu sene son şansını kullanıyor olabilir.. Çünkü gelecek sene bazı oyuncularını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa aynı havayı yakalaması biraz zor olur..
 
Futbol Bloglarini Takip Edin