premier lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
premier lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2012 Perşembe

Liverpool'da Dalglish dönemi sona erdi.




Liverpool menajeri  Kenny Dalglish'in görevinden ayrıldığı açıklandı. Önceki menejer Roy Hudgson'ın Ocak 2011'de görevden ayrılmasının ardından Dalglish, Liverpool tarihinde ikinci kez göreve getirilmişti. Göreve getirildiği ilk sezonda 13. sırada teslim aldığı takımı sezon sonunda yedinci sıraya yükseltmeyi başarmıştı.

Bu yıl Federasyon Kupası'nda (FA Cup) final oynamayı başaran ve Carling Cup'ı kazanan Liverpool sezonu sekizinci sırada ve 14 galibiyet, 10 beraberlik ve 14 mağlubiyetle kapattı. Premier Lig'i 52 puanla bitiren Liverpool, 1953-54 sezonundan bu yana en kötü sezonunu yaşadı. Geçtiğimiz dönemde futbol direktörü Damien Comolli'yle de yolları ayıran Liverpool yönetimi, yeni sezon öncesinde revizyon politikasına devam ediyor.

61 yaşındaki İskoç teknik adamın ayrılığı , kendisinin Liverpool’un sahipleri olan Amerikalı işadamları John Henry ve Tom Werner'le Boston'da yüzyüze yaptıkları görüşmelerin hemen ardından basına yansıdı. Dalglish'in yerine en güçlü adaylar, halen Wigan menajeri olan  Roberto Martinez ile eski menajer Rafael Benitez olarak görülüyor.

15 Mayıs 2012 Salı

Manchester City 44 yıl sonra şampiyon




İngiltere Premier Lig'de şampiyonluğu uzatma dakikalarında yakalayan Manchester City, 44 yıl sonra gelen zaferini Manchester sokaklarında taraftarlarıyla kutladı. Manchester City, şampiyonluğu son olarak 1968 yılında yakalamıştı.

Manchester United'a nazaran daha zayıf bir ekip olan City bu sonuca hafta sonu Queen's Park Rangers takımını 3-2 yenerek ulaştı. Maçtan sonra futbolcular ve menajer Roberto Mancini üstü açık bir otobüsle taraftarları selamladı.

City sezon boyunca mücadeleyi çoğu zaman önde götürdü. Ancak Manchester United ligin bitimine altı hafta kala sekiz puanla öne geçti. Son maçlarında büyük puan kayıpları yaşayan ve üç hafta önce de City’e deplasmanda 1-0 yenilen Manchester United averajla geriye düştü.

City son maçına, galibiyetin şampiyonluğu getireceğini bilerek çıktı. Ligde kalmayı garantilemek için en az bir puana ihtiyaç duyan Queen's Park Rangers da 90. dakikaya 2-1 önde girdi.
City'nin, şampiyonluğa ulaşmak için uzatma dakikalarında iki gol atması gerekiyordu, nitekim de öyle oldu. 


Manchester şehir konseyi başkanı Sir Richard Leese maç sonrasında yaptığı açıklamada: "Şehrin iki takımını şampiyonluk için mücadele etmiş olması dünyanın ilgisini üzerimize çekti, bu da turizm gelirlerimizin artmasına yol açtı" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Tırnak kemirten bir final oldu. Konsey olarak City'nin şampiyonluk turunu kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmaya hazırız. Bu zafer turu City taraftarlarına yıllar içinde yaşanan iniş ve çıkışları geride bırakıp bu büyük başarıyı kutlama fırsatı sunuyor."

City taraftarları yıllardır Manchester United taraftarlarınca alaya alınır. Ancak bu durum geçen sene Manchester City İngiltere Federasyon Kupası'nı (FA Cup) kazandığında değişmişti.


Manchester United nisan ayında yeniden sekiz puan öne geçince önde gelen müşterek bahis şirketi Betfred, Kırmızı Şeytanlar olarak anılan Manchester United'ı destekleyen bahisçilere yaklaşık 500 bin poundluk ödeme yapmıştı. Bahis şirketinin kurucusu ve Manchester United taraftarı olan Fred Done, o günlerde attığı bir tweet'te "City aradaki farkı kapatamaz, bu defa yanılmıyorum" demişti.

Kaynak: BBC Türkçe


10 Mart 2012 Cumartesi

Futbol : dünden bugüne kendimce bir analiz…


Uzun yıllar önce lise sıralarında derste vakit geçirmek için İngiltere, İtalya liglerindeki oyuncu ve teknik direktörlerin isimlerinden adam asmaca oynardım. O zamanlar Avrupa liglerine duyduğum heyecan bir türlü dinmezdi. Ne internet ne de menejerlik oyunları vardı hayatımızda. Gazetelerden ve dergilerden hayranı olduğum futbolcuları takip eder, televizyonda yayınlanan “Avrupa’dan futbol” isimli programı ağzım açık izlerdim. Bir aile büyüğümüzün yurtdışından gelirken getirdiği Liverpool atkısı o günlerin anısına hala başucumda asılıdır.

Zaman çok değişti. Artık futbol Avrupa’da sponsorların desteği altında çok daha büyük çaplı organizasyonlar altında oynanıyor. Öyle ki Şampiyonlar Ligi isimli büyük turnuva, neredeyse popülerlikte Dünya Kupası’nı gölgede bıraktı. Uğrunda büyük paralar harcanan futbol yıldızlarını kulüp takımları düzeyinde üst düzey olarak izlemek mümkün. Fakat ne yazık ki bu durumun da ortaya çıkardığı yeni bir kavram var: “ popülist futbol düzeni” . Bu durumdan , açık konuşmam gerekirse, hiç keyif almıyorum. Özellikle ülkemizde, hatta çok uzağa gitmeyeyim- yakın çevremde pek çok arkadaşım, Avrupa futbolunu başta El Clásico olmak üzere Liverpool – Manchester United, Chelsea- Arsenal, Juventus – Milan gibi maçlardan ibaret görüyor. Almanya’da Şampiyonluğu yakından etkileyecek son derece önemli maçta Bayern Münih - Schalke 04 maçını umursayan yok. Çünkü “popülist futbol düzeni” TRT’nin sahip çıktığı Bundesliga’nın disiplin, taktik, sabır temelli görsellikten uzak maçlarını ikinci plana itiyor. 

2006 Dünya Kupası için statlarını baştan aşağı yenilen Almanlar bu revizyonun maliyetini sponsor firmalar aracılığıyla karşıladılar. Yıllardır hayranı olduğum Westfallen Stadı artık Signal Iduna Park olarak Dortmund’a evsahipliği yapıyor. Stuttgart artık Mercedes-Benz Arena’da oynuyor. Frankfurt ise Kommerzbank Arena’da taraftarıyla buluşuyor. Bayern Münih, Schalke 04 için yazmaya gerek duymuyorum bile.. Yayınlanan Bundesliga maçları sayesinde hem bu stadların ambiansını hissetme şansım oluyor hem de futbolda kişisel anlamda öncelik verdiğim taktik ve sabır öğelerini fazlasıyla barındıran Alman takımlarını izlemek hafta sonları benim için büyük bir keyfe dönüşüyor. 

Bu ilk yazımdı. Okuduğunuz zaman bir konu bütünlüğü hissetmediyseniz eğer, gönül kaleminiz ile üzerini çiziniz lütfen. Yeni yazılar paylaştıkça açılacağıma ve düşüncelerimi daha etkili paylaşacağıma olan inancım tam. Herkese sevgiler….

26 Mart 2010 Cuma

10 Yıllık Geçmiş, Kaç Yıllık Gelecek ?


Geçmiştan ders niteliğinde çok özel bir hikaye... 1999-2000 sezonu, Xavi A takımda yeni yeni forma şansı buluyor ve takımdaki abisi Guardiola'ya gidip diyor ki , "Şu anda sen bu takımın herşeyi olabilirsin ama ben senden daha iyi olacağım" ve Guardiola'dan tarihi cevap geliyor , "Sen benden iyi olabilirsin ama altyapıda İniesta var, o da senden iyi olacak"....

Bahsi geçen 3 kişinin 1'i teknik direktör olmak üzere tamamının aynı takımda 10 yıl sonra da varolduklarını görünce, altyapıda yetiştirdiği Muhammed'i pazarlamaya çalışan ya da doğru düzgün oynatmadığı oyuncularını Premier Lig takımlarına kaptıran takımlarımız için bir kez daha durup düşündüm :)
 
Futbol Bloglarini Takip Edin